Sözleşmeli Er ve Erbaş Arasındaki Fark Nedir?
Bazen hayatta iki şey arasındaki farkı anlamak, bir kahve içmek kadar basit olabilir. Ama bazen de o farkı bulmak, zaman zaman “Neden bu kadar zor?” diye sormana sebep olabilecek kadar karmaşıklaşır. İşte, sözleşmeli er ve erbaş arasındaki fark da tam olarak böyle bir durum. Bazen bir bakıyorsun, aynı askeri kıyafet, aynı kışla, aynı uyandırma saati… Peki, birisi gerçekten “sözleşmeli” mi, diğeri neden “erbaş”? Hadi gel, bu sorunun yanıtını, biraz mizah katıp keşfedelim.
Erbaş Nedir, Sözleşmeli Er Nedir?
Öncelikle, lafı fazla uzatmadan işin tanımına girelim. Erbaş, aslında bir askeri personel rütbesidir. Yani, hepimizin bildiği o “vatani görev” denen durumun içinde yer alan, askerlik yapan kişi. Erbaş, görevini yerine getiren bir asker ama genelde bir süreliğine. Bu arada, askeri terimler, “gönüllü” denince akla “sözleşmeli” gelir, değil mi? O zaman sözleşmeli erler, askeri görevlerini belirli bir sözleşme süresiyle yapan kişiler. Yani, “Ben burada 6 ay çalışacağım, sonrasında gitmek serbest” demek gibi bir şey. Hadi bakalım, bu kadar teknik bilgi yeter, şimdi biraz mizah katalım!
Sözleşmeli Er ve Erbaş: Hangi Fark Var?
Düşünsenize, bir kışlada bir arkadaşınız var, adı Ahmet. Ahmet, bir erbaş. Ahmet’le birlikte sabah 5’te uyanıyorsunuz, her gün nöbet tutuyor, akşamları ise 10’a kadar içeri girip tekrar nöbet için hazırlanıyorsunuz. Ama bir gün Ahmet, yanınıza geliyor ve size şöyle diyor:
Ahmet: “Ya, ben sözleşmeli erim, bir 6 ay daha burada kalacağım, sonra ailemi görmeye gideceğim.”
Siz: “Hani, biz bir yıl mı kalıyoruz?”
Ahmet: “Yok, yok. Sen erbaşsın, seninki 6 ay, ondan sonra senin bir serbestliğin var.”
Düşüncelerinizi çok iyi anlıyorum. “Bir dakika, yani biz bir yıl boyunca buradayız, o ise sadece 6 ay mı?” Evet, fark bu kadar net. Şimdi, bu “6 ay” meselesi bile komik, değil mi? Yani aslında Ahmet’in sözleşmeli er olması, 6 ay sonra elini kolunu sallayarak gitmesi anlamına gelirken, biz erbaşlar burada bir yıl boyunca aynı kasvetli duvarlara bakacağız. Hadi göz var nizam var!
Erbaş: Tam Zamanlı Asker
Şimdi bir erbaş olarak kendimi hayal ediyorum. Yılın ilk gününden itibaren, sabah 5’te uyanıp, akşam 10’a kadar, her gün o kışlanın etrafında dolaşmak… Düşünsene, sabah uyanıyorsun, her şey tam tip-top yerli yerinde. Üstünü giyiyorsun, ama o üstünde bir parça toz var mı diye mutlaka kontrol ediyorsun. Çünkü seni görebilecek bir üst kademe var, Allah muhafaza, o an gözünün içine bakarlar. Ama sonra bir bakıyorsun, yan odada, Ahmet’in odasında bir düzensizlik olmuş. Her şey yıkılmaya başlamış ve Ahmet, gayet rahat bir şekilde, “Ben zaten buradayım, daha 6 ayım var” diyebiliyor.
Erbaş olmak, tam anlamıyla sabır gerektiren bir iş. Mesela, öğle yemeğinde ikram edilen tavuk, tam senin istediğin gibi gelmiyor. İstediğin pilav da yok. Ama işin garip tarafı, “Zaten 12 ayım var, bunlar da geçer” diyebileceğin bir rahatlık yok. Sürekli bir şekilde, “bu görev benim görevim” diyerek hayatta kalıyorsun.
Erbaş olarak “mevcut asker” statüsündesiniz, yani sürekli burada, sürekli askeri ortamda bulunuyorsunuz. Kışladan çıkmak da zor, izin almak da… Oysa, sözleşmeli er için durum biraz daha farklı.
Sözleşmeli Er: Kontratı Olan Adam
Şimdi gelelim sözleşmeli erlere. Bu arkadaşlar, tam anlamıyla bir “kontratı olan asker”. Yani, 6 aylık veya 12 aylık bir sürenin sonunda, kimseyi tanımadan, yavaşça başını alıp kışladan çıkabilirler. Ne iş arkadaşları, ne de askeri görevleri onlara uzun süreli bir bağlayıcılık yaratmaz. “Benim 6 ayım var, zaten giderken bir ‘elveda’ bile demem gerekmez” diyebilirler. Kısacası, sözleşmeli erlerin hayatta en sevdiği şey “serbestlik”tir. 6 ay sonunda, tabii ki bir grup geride kalan askerle vedalaşırken gözlerinde hafif bir hüzün olsa da, sonuçta her şeyin bir sonu vardır.
Ve evet, sözleşmeli er olmak aslında büyük bir özgürlük simgesidir. Bir yıl boyunca, sözleşmeni yapmışsın, görevini yapmışsın ve dönüp bakmıyorsun. Sonrasında, başını alıp başka bir şehirde yeni bir iş bulabilirsin. Kimse sana: “Erbaş olduğun için şu saatte burada olman lazım” demez.
Erbaş vs. Sözleşmeli Er: Bir Diyalog
Hadi, bu farkı bir de küçük bir diyalogla inceleyelim.
Erbaş: “Ya senin 6 ayın mı var? Şaka yapıyorsun! Benim burada 12 ayım var, sonrasında mı? Hadi bakalım.”
Sözleşmeli Er: “Evet, bu 6 ay bittiğinde kesin gitmek var. Yoksa senin gibi ‘3 ay daha kalacağım’ diyerek, yavaşça insanları görmektense, rahat rahat yaşarım. Zaten gezmeye gideceğim, sözleşmemi bitiriyorum.”
Erbaş: “Ama benim kasvetli bir hayatım var. Ama yine de takmıyorum.”
Sözleşmeli Er: “Bunu takıyorsun, ben zaten 6 ay sonra çıkıyorum.”
Erbaş: “Ben de 12 ayın sonunda çıkacağım, ama sen ne diyorsun?”
Sözleşmeli Er: “Evet, sen çıkmayacaksın. Benim hayatım daha özgür.”
Sonuç: Erbaş ve Sözleşmeli Er Arasındaki Fark Ne?
Güzel bir yere geldik değil mi? Aslında, hem sözleşmeli er hem de erbaş arasında ciddi bir fark var. Sözleşmeli er, bir anlamda askerliğini yapıp gitme planını yapmış, özgür bir kişidir. Erbaş ise, görev süresi boyunca sabırla, kimi zaman keyifli, kimi zaman zorlayıcı günler geçiren ama sonrasında da terhis olduğu gün biraz olsun özgürlüğüne kavuşan bir askerdir. Erbaşlar, kışlanın sembolüdür; sözleşmeli erler ise, zamanı geldiğinde o kışladan kaçıp giden özgür ruhlardır.
Sonuç olarak, “Sözleşmeli er ve erbaş arasındaki fark nedir?” sorusunun cevabı, sadece askeri görevle ilgili değil; aynı zamanda bir kişinin hayata nasıl bakacağıyla da ilgilidir. Zaman ne kadar geçerse geçsin, her iki rütbe de kendi içinde bir anlam taşıyor ve her ikisi de askerlik deneyiminin farklı yönlerini sunuyor. Ama şunu unutmayın: 6 ay sonunda, sözleşmeli erlerin veda etme hakkı vardır. Erbaşların ise, 12 ayın sonunda dönüp tekrar kışlaya gelme hakkı vardır.