İçeriğe geç

Dinimizde domuz neden yasak ?

Kayseri’de Bir Akşam Sofrasında İçime Oturan Soru

Kayseri’de hava o gün garipti. Ne tam soğuktu ne de sıcak. İnsan böyle havalarda geçmişi daha çok düşünüyor. Akşam ezanına yakın annem mutfakta yemek hazırlıyordu. Cam hafif açıktı, dışarıdan tandır kokusu, çocuk sesleri ve uzaktan gelen minibüs gürültüsü karışıyordu birbirine. Ben de her zamanki gibi mutfak masasının başında oturmuş çay içiyordum. Günlüğüm önümde açıktı ama tek satır yazamıyordum.

Bazen insanın içi dolar ama kelimeler çıkmaz ya… Tam öyleydim.

O sırada küçük kuzenim Emir geldi. Elinde telefon vardı. Daha on yaşında ama sanki dünyadaki her şeyi öğrenmek istiyor. Bir anda hiç beklemediğim bir soru sordu:

“Abi, dinimizde domuz neden yasak?”

Soruyu duyunca çayın sıcaklığı boğazımda kaldı. Çünkü çocukken ben de aynı soruyu çok sormuştum. Hatta bir dönem sadece “yasak” denildiği için içimde anlamsız bir mesafe oluşmuştu bazı şeylere karşı. İnsan bazen sebebini anlamadığı kurallara kırılıyor.

Emir gözümün içine bakıyordu. Öylesine geçiştirmek istemedim.

Çocukken Anlamadığım Şeyler Büyüyünce Kalbe Dokunuyor

Çocukken mahalledeki arkadaşlarla top oynarken bazen marketten aldığımız cipslerin arkasını annelerimiz kontrol ederdi. İçinde domuz katkısı var mı diye bakarlardı. O zamanlar bunu fazla abartılı bulurdum.

“Ne olacak ki?” diye düşünürdüm içimden.

Ama büyüdükçe mesele sadece bir et meselesi gibi görünmemeye başladı bana.

İnsan bazı yasakların nedenini yıllar sonra hissediyor.

Ben bunu ilk kez üniversitede hissettim.

Erciyes Üniversitesi’nde okurken yurttaki arkadaş ortamımız çok karışıktı. Farklı şehirlerden, farklı hayatlardan insanlar vardı. Bir arkadaşım yurt dışında yaşamıştı. Bir gün yemekhanede otururken konu yine buraya geldi. Bana dönüp:

“Sen hiç düşündün mü neden özellikle domuz haram?” dedi.

O gece uzun süre düşündüğümü hatırlıyorum. Sadece sağlık açısından mıydı? Manevi tarafı mı ağır basıyordu? Yoksa teslimiyet mi?

İnsan bazı soruların cevabını kitaplarda değil, yaşadığı kırgınlıklarda buluyor.

Dedemin Sessizliği Bana Çok Şey Öğretmişti

“Dinimizde domuz neden yasak” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık.

Dedem çok konuşan biri değildi. Kayseri’nin eski insanlarından… Sert görünürdü ama içinde kocaman bir merhamet vardı. Çocukken dizinin dibine otururdum. Sobanın yanında sessiz sessiz çay içerdi.

Bir gün televizyonda yine dinle ilgili bir tartışma vardı. Konu domuz etine geldi. Ben de merakla dedeme sordum:

“Dede, Allah neden yasaklamış?”

Bana uzun uzun bakmıştı.

Sonra sadece şunu söyledi:

“Evlat, insan her şeyi anlayamaz ama Rabbinin seni koruduğunu hisseder.”

O zaman bu söz bana fazla soyut gelmişti. Açık konuşayım… Hatta biraz sinirlenmiştim içten içe. Çünkü net cevap istiyordum. Sebep istiyordum.

Ama yıllar geçince o cümle içime yerleşti.

İnsan sevdiği birine güvenir ya… Bazen sebebini bilmese bile ona inanır. İnanç biraz da böyle bir şey galiba.

Yasakların İçindeki Merhameti Geç Fark Ettim

Bir dönem çok sorguladım. Her şeyi. Sadece domuz meselesini değil… Hayattaki bütün sınırları.

Neden bazı şeyler serbest, bazıları yasak?

Neden insanın canı bazen yanlış olanı istiyor?

Neden nefis sürekli daha fazlasını istiyor?

Sonra şunu fark ettim…

Din aslında insanı zorlamak için değil, korumak için sınırlar koyuyor.

Domuz etinin haram oluşuyla ilgili yıllarca sağlık boyutu anlatıldı bana. Hastalıklar, zararlar, hijyen meseleleri… Evet, bunların hepsi önemli olabilir. Ama benim içime dokunan taraf başka oldu.

Mesele biraz da insanın ruhunu korumasıydı.

Çünkü din sadece bedeni değil kalbi de önemser.

Bunu anladığım gün uzun süre yürüdüm. Kayseri’de Cumhuriyet Meydanı’ndan Hunat’a kadar ağır ağır dolaştım. Hava buz gibiydi. Ellerim ceplerimdeydi ama içimde tuhaf bir sıcaklık vardı.

İlk defa bazı yasaklara kızmak yerine onları anlamaya çalışıyordum.

Bir Restoranda Yaşadığım Olay Hâlâ Aklımda

Geçen yıl İstanbul’a kısa bir geziye gitmiştim. İlk kez tek başıma bu kadar uzak bir yolculuk yapıyordum. İçimde hem heyecan hem yalnızlık vardı.

Bir akşam küçük bir restorana girdim. Menüye bakarken bazı yemeklerin yanında anlamadığım ifadeler vardı. Garsona sordum. İçlerinden birinde domuz eti olduğunu söyledi.

O an garip bir his yaşadım.

Kimse görmese, kimse bilmese bile içimden “hayır” demek geldi.

Çünkü mesele artık başkalarının ne dediği değildi. İçimde oluşan aidiyet hissiydi.

Bunu anlatması zor.

Sanki yıllardır yavaş yavaş oluşan bir bağ vardı içimde. İnsan bazen inancını en çok yalnızken fark ediyor.

Restorandan çıkıp sahilde yürüdüm. Deniz karanlıktı. Dalgaların sesi vardı sadece. O gece kendimi hem küçük hem huzurlu hissettim.

Ve ilk kez şunu düşündüm:

Belki de bazı haramlar insanın Allah’la arasındaki bağı canlı tutuyor.

İnsan Her Şeyi Mantıkla Taşıyamıyor

Ben mantığı seven biriyim. Her şeyi neden-sonuç ilişkisiyle anlamaya çalışırım. Ama hayat bazen sadece mantıkla yürümüyor.

Mesela sevgi…

Sevdiğin insan için fedakârlık yaparken her şeyi hesaplıyor musun?

Hayır.

Bazen sadece sevdiğin için yapıyorsun.

İnançta da buna benzeyen bir taraf var.

Domuz etinin yasak oluşunu sadece bilimsel açıklamalara sıkıştırınca eksik kalıyor sanki. Çünkü mesele biraz da teslimiyet.

“Ben anlamasam da Rabbim benim kötülüğümü istemez” diyebilmek.

Bunu söylemek kolay değil. Hele bu çağda hiç kolay değil.

İnsan sürekli sorguluyor çünkü. Sürekli başka fikirler görüyor.

Ben de görüyorum.

Ama yine de içimde bir yer sakinleşiyor sonunda.

Annemin Sofrası ve İçimdeki Huzur

Geçen hafta annem mantı yaptı. Kayseri’de mantının yeri ayrıdır zaten. Küçücük mantıları tek tek kapatırken yüzündeki emeği izledim.

Bir ara bana dönüp:

“Eskiden çok soru sorardın sen,” dedi gülerek.

Ben de güldüm.

Çünkü gerçekten çok sorgulayan bir çocuktum.

Ama artık bazı şeyleri sadece akılla değil kalple de anlamaya başladığımı hissediyorum.

O sofrada otururken şunu düşündüm:

Bizim kültürümüzde yemek sadece yemek değil. Bir aidiyet. Bir hatıra. Bir inanç biçimi.

Belki bu yüzden dinimiz bazı yiyecekler konusunda hassas.

Çünkü insan ne yerse biraz ona dönüşüyor sanki.

Bu düşünce beni hem korkutuyor hem de derinden etkiliyor.

Geceleri Günlük Yazarken En Çok Bunu Düşünüyorum

Ben geceleri günlük yazmayı çok severim. Özellikle herkes uyuduktan sonra.

Şehrin sesi azalınca insan kendi içini daha net duyuyor.

Geçen gece defterime şunu yazmışım:

“Bazı yasaklar özgürlüğü azaltmaz, insanı korur.”

Sonra uzun süre o cümleye baktım.

Eskiden özgürlüğü sınırsızlık sanıyordum. Canın ne isterse yapmak gibi…

Ama artık öyle düşünmüyorum.

İnsan bazen sınırlarıyla güvende hissediyor.

Dinimizde domuzun yasak oluşunu düşündüğümde artık sadece “yenmez” cümlesi gelmiyor aklıma. Daha büyük bir anlam hissediyorum.

Bir disiplin.

Bir bilinç.

Bir teslimiyet.

Ve en çok da korunma hissi…

Küçük Emir’e Verdiğim Cevap

Mutfakta bana o soruyu soran Emir hâlâ cevap bekliyordu.

Başını okşadım.

“Bak,” dedim, “bazı şeylerin sebebini tam anlayamayabiliriz. Ama Allah’ın bize zarar verecek şeylerden koruduğuna inanırız. Domuzun yasak olması da biraz böyle.”

Sonra ekledim:

“Din sadece kurallar koymaz Emir… İnsan kalbini de korur.”

Sessizce dinledi beni.

Belki tam anlamadı.

Ama ben konuşurken kendi içimde bir şeylerin yerine oturduğunu hissettim.

İnsan bazen başkasına cevap verirken kendini de iyileştiriyor.

O gece günlüğüme uzun uzun yazdım yine.

Kayseri’nin ayazı camdan içeri vuruyordu. Ellerim üşüyordu ama içimde garip bir huzur vardı.

Hayat hâlâ zor.

Hâlâ kafamı karıştıran şeyler oluyor.

Hâlâ bazı geceler nedenlerini sorguluyorum.

Ama artık şunu biliyorum:

İnanç bazen her şeyi tamamen anlamak değil, güvenmeyi öğrenmekmiş.

Bu yazımızın sonunda sizi yalnız bırakmıyoruz; “Dinimizde domuz neden yasak” hakkında aklınıza takılan her şeyi Codeman üzerinden sorabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort elexbet güncel giriş ilbet yeni giriş betexper bahis www.betexper.xyz/ tulipbet giriş ilbet yeni giriş
https://www.doktorforum.com.tr https://hardshell.com.tr https://modarazzi.com.tr Sitemap